SOĞUK
İKLİMLER
Dr. Gül Çörüş
Klinik Psikolog / gulcorus@yahoo.com
“Av köpekleri henüz avluda oynuyorlar; ama avları daha şimdiden ormanın
içinde ne kadar hızlı koşarlarsa koşsunlar, ellerinden kaçamayacaklar."
Aforizmalar, Kafka
Psikopat denildiğinde, nasıl bir insan canlısı gelir aklınıza? Hasta mı?
Bencil mi? Daha ötesinde, suçlu mu?… Oysa…
“Suçluyu kazıyınız altından insan çıkar” der bir ceza avukatı anılarında.
Böylesi insancıl bir çizgiden alıp masumu suçlu kimliğine doğru
çevrimleyen ve beraberinde can yakıcı ateşinden mağdura da bulaştıran
korku, aynı zamanda hasta, zayıf ya da bir şekilde farklı olan
karşısında da doğurmaz mı tekrar tekrar kendisini?
“Başkaları cehennemdir” der Sartre. Zira, ötekinden doğru
varlığımıza anlam ararken, biyolojik bütünlüğümüze gelebilecek her helal
karşısında, ötekileşme, bir anlamda yok etme çağrısına kulak verme
riskimiz yadsınamaz. O halde, farklı olan ve tam da bu nedenle bir o
kadar tehditkar algılanan için ürettiğimiz ayrımcı ve karşı-saldırgan
tavrımız, sönebilir mi ben’in bu biricik varoluş yolunda? Daha sade bir
anlatıyla, bizi diğerinden ayıran her ne ise birleştiren de aynı yer
değil midir? O halde, farkı aramak…
İyi için ömür veren sıradan kahramanların unutulduğu bir dünyada, sosyal
itaatsizlikleri ile -tıpkı Warhol’un dediği gibi- en azından 15
dakikalığına meşhur olmayı başaran sıradan psikopatların savaş
çığlıkları, o iyilerden çok, erken çocuklukluklarının kapanmak bilmeyen
psişik yaralarına serzeniştir aslında. Birincil eksende kendilerini
inciten şey, düşünsel ve duygusal anlamda aldandığımız üzere içinde
kayboldukları politik, ekonomik ve sosyal istikrarsızlıklardan çok,
soğuk, müsamahasız ve hükmedici nitelikteki aile düzenidir. Böyle bir
düzende çocuk, etrafında olup bitenleri merak ve eğlence ile keşfetmek
yerine, ihmal edilme ya da fiziksel, duygusal ve/veya cinsel istismara
uğramanın acı ve tükenmişliğine çare arar. Ancak, çaresizlik döngüsünden
çare üretmeye çalışmak, hele hele ki, anne-baba ihtimamına bire bir
bağlı olunan yaşlarda bir başına çabalamak, yetişkinin dahi başetmekte
zorlandığı bir duygu dünyasında, çocuğun yitip gitmesi demek olabilir
kolaylıkla. Nitekim, psikopati ya da literatürdeki karşılığı ile
antisosyal kişilik bozukluğu böyle bir yitimin resmidir.
Her ne kadar, resmin önemli bir kısmının biyolojik tabiata bağlı
değişkenlerden (beyin enzimlerindeki düzensizlikler ya da genetik
bozulmalar) oluştuğu düşünülse de, kalan önemli bir kısmının da -tıpkı
yukarıda da anıldığı üzere- düşük sosyo-kültürel düzey, geleneksel
yapıdan doğabilecek tetikleyici unsurlar (örn. töre cinayetleri), bozuk
aile ilişkileri, aile geçmişinde veya yakın çevresinde benzeri suç
davranışları ile akıl hastalığı öyküsünün varlığı, alkol-madde
bağımlılığı, fiziksel-cinsel-duygusal istismar veya ihmal yaşantıları
gibi hazırlayıcı etmenlerle şekillendiği bilinmektedir.
Psikopatik kişilik örüntüsü temelde, ahlak normlarının dışında kalan ve
antisosyal nitelik taşıyan vasıflarla ifade bulur. Bu vasıfların
başlıcaları ise şunlardır:
·
Olağanüstü etkileme gücü ve iyi bir zeka düzeyi
·
Akıldışı düşünme belirtilerinden olan delüzyon ve benzeri işaretlerin
yokluğu
·
Güvenilir olmama, kolay yalan söyleyebilme, samimiyetsiz tutumlar,
farklı çevrelerde farklı adlar kullanarak kendini tanıtma
·
Sorumluluk taşıyamama (düzenli bir iş yaşamı kuramama, maddi koşulları
düzenleyememe)
·
Patolojik düzeye ulaşan ben-merkezcilik ve içgörü kaybı
·
Kişilerarası ilişkilerde duyarsızlık, empati kuramama, duygulanımda
küntlük, sosyal ilişkilerde faydacılığı önceleme (diğerlerini kendi
yararına kullanma)
·
Vicdan ve utanma duygusundan yoksunluk; incittiği, yaraladığı veya kötü
davrandığı kişiler için bozuk bir aklileştirme mekanizması kullanarak
acıma hissi duymama (haklı olduğunu varsayma)
·
İçtepisel davranım, zayıf iradi güç ve deyimlerden öğrenme başarısızlığı
·
Kolay uyarılabilirlik ve buna bağlı olarak ortaya çıkan saldırganlık (fiziksel
olarak yaşanan kavgalar)
·
Kendisinin ve diğerlerinin emniyetini hiçe sayan davranışlar gösterme
·
Adli sicilde yüklülük (gözaltı, tutuklanma v.b. adli kayıtların varlığı)
·
Uygunsuz motivasyonların tetiklediği antisosyal davranışlar (örn. ilgi
elde edebilmek için zorbaca tutumlar takınma)
·
Alkol alımı halinde kurgusal (fantastik) ve itici davranışlar sergileme
·
Nadiren sonuca ulaşan intihar girişimleri
·
Sıradan, kendisine özel olamayan, zayıf katılım gösterdiği cinsel yaşam
·
Herhangi bir hayat planını takip etmede, geleceğe dair atıfta bulunmada
başarısızlık
Muhtemelen, gen bankamız farklılaşıp da, bir başka canlı formuna
dönüşmediğimiz ve/veya sosyal ilişki ağlarımızı gözden geçirip de, daha
duyarlı bir dünyayı birbirimize armağan etmediğimiz müddetçe,
psikopatik davranış da, diğer tüm hastalıklı davranışlar gibi, bizlerle
birlikte yaşamaya devam edecek ve yazık ki, türümüzün karanlık yüzü
olarak varlığını koruyacaktır. Bu gerçeklik, canlı davranışlarını
irdeleyen sosyal disiplinlerin alandaki önemini bir kez daha
vurgulamaktadır. Zira, ancak bu bilgi havuzundan alınacak pay ile
·
şiddetin doğası daha iyi anlaşılabilir
·
insan canlısını saran sarmalayan aile ortamının aile olma vasfı
geliştirilerek, ilgili hükumet politikaları bu amaç doğrultusunda
zenginleştirilebilir
·
suç engellemede başarı yükseltilebilir ve şiddet davranışları gösteren
kişilere yönelik tedavi programları daha kapsamlı hale getirilebilir
·
şiddet, istismar ve ihmal davranışları hakkında eli kolu bağlayan hatalı
bakış açıları giderilebilir (örn. yapılan araştırmalar göstermektedir ki,
çocuklarımızı istismar eden yetişkinler, geçmişte varsayıldığı gibi,
sokaktaki yabancı ve işe yaramaz kimseler değil, sıklıkla onları emanet
ettiğimiz aileyi yakından tanıyan kişilerdir)
·
pataloji tablolarının kapsamlı tarifi ile birlikte, temel hak ve
hürriyetlerin korunumuna dair entellektüel ve hukuki hassasiyet
arttırılabilir
·
kurban-bilim (viktimoloji) konusunda bilgi birikimi sağlanabilir,
bilirkişinin objektif tutumu pekiştirilebilir ve ceza-infaz yasaları
günün koşullarına göre gözden geçirilebilir
Yukarıda belirtilen noktalardan da anlaşılacağı üzere, psikopatik
davranışların psiko-sosyal ve hukuki süreçler bağlamında ele alınmasıyla
birlikte, kişisel ve toplumsal ilişkilerde yaşanan tahrip olgusu
önlenebilir. Aynı zamanda, ardıl süreçlerde takibi kolaylaştıran bir
veri kaynağı sağlanmış olur. O halde, alana hak ettiği değeri vermek,
modern zamanların suç niteliği taşıyan ilkel edimlerine “dur”
diyebilmede sığınılabilecek değerli bir çözüm yoludur.
”İmkansızı
bertaraf ettiğinizde, geriye kalan her ne ise inanılmaz olandır, ki
gerçek de bu değil midir zaten?”
A Study in Scarlet,
Sherlock Holmes
|