ÇOCUK VE AİLE

 Bireyler, çocukluktan itibaren yaşlık dönemlerine kadar aile içersinde ilişkilerinde, fiziksel durumlarında ve ruhsal süreçlerinde çeşitli aşamalardan geçerler.

İnsanın yaşam evresi çocukluk, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılıkla oluşması gibi ailelerinde yaşamları çeşitli dönemlerden oluşur.

Bu değişimler aile içi ilişkilerinde gözlemlenebildiği gibi aile dışı ilişkilerinde oluşur. Böylece her ailenin yaşamının, ilişkilerinin ve iletişiminin evreleri vardır.

Evreler, bireylerin yeni ilişki süreçlerle karşı karşıya kalmasına yol açmakta beraberinde uyum sorununu, yeni tutum ve davranış becerileri geliştirmeleri ya da değişimi yönetememesi durumunda çatışma ve kriz ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

 

Gençlikten, bağımsızlığını kazanarak yetişkinlik dönemine giren birey, ana-babasından duygusal olarak ayrışabilmeli, bağımsız ilişkiler geliştirerek kararlarına yön verebilmelidir. Bu ayrışma, ebeveyni dışsallaştırma değil, öz güveninin ortaya kayabilme ve yaşamın sorumluluğunu alabilmektir.

Ergenleşme sürecinde bireyi ebeveynleri, bağımsızlaşma sürecini destekleyici ve geliştirici tutumları bireyin bağımsızlaşma ve güven duygusunu oluşturularak geleceğe hazırlar. Böylece genç yetişkin, kendi evlilik karar sürecinde sorumluluk alabilir. Ancak yeterince ebeveynlerinde ayrışamayan bireyler bağımsız karar alabilme ve sorumluluklarını yerine getirebilmede çeşitli güçlüklerle karşılaşırlar.

 

Genç yetişkinlerin eş bulma ve evliliğe karar verme süreçleri, bireyleri diğer ailelerini etkileyen ve zorlayan aşamalardan biridir. Değişik sosyal, kültür, etnik ve inançtan kadın ve erkek bireyin bir araya gelmesi, ilişki kurması, birbirlerini tanıması ve anlaması neticesinde geniş ailelerinde sürece katarak evlenmeye karar vermeleri, nişanlılık beraberinde nikâh kararı hem çiftleri hem de ailelerini etkileyen değişimlerdir. Bu dönemde ebeveynler gencin evden ayrılışını kabul etmeleri ve farklılığa uyum sağlamaları gerekmektedir. Çocuklarıyla ayrışamayan, bağımsızlık süreçlerini desteklemeyen ve koruyucu, bağımlı iletişim özelliklerini sürdüren ebeveynler müdahale edici tutumlarını sürdürmekte ve yeni evli çiftlerin iletişim ve uyum tutumlularını güçleştirmektedir.

Özellikle anneler çocuklarının evden ayrılmasına hazırlıklı olmayabilir. Kendisinin çocuğu tarafından dışlandığı ya da terk edildiği korkusu yaşayabilirler.

Evlilik kararı veren çiftlerin kendi ailelerinden ayrışabilmeleri, kendi bağımsız rol ve tutumları uyum, açık iletişim içerisinde belirleyebilmeleri aile kurumunu sağlıklı yapılandırma açısından uygun yaklaşımlardır.

Yeni evli çift ilişkisinde, duygusal ilişkiler yerini yaşamın sorumluluklar alır. Böylece işbirliği, paylaşım ve sorumlulukları yerine getirebilme becerisi ilişkilerde öne çıkar. Evliliklerin ilk yılları uyum, işbirliği ve farklı tutumların geliştirilebilmesi açısından en zor dönemlerdir.

Çift ilişkisinde eşlerin birbirini anlama ve tanıması aralarında iletişim biçimlerine bağlıdır. Eleştirmeden, suçlamadan, akıl vermeden açık ve güven ilişkisi içerisinde birbirlerini dinleme ve anlama çabası içerisinde konuşabilmeleri, farklılıklarının farkında olabilmeleri, sorunlar karşısında birbirlerini suçlamaları yerine, çözüm odaklı yaklaşımlar geliştirmeleri evlilik ilişkisinin kalitesi açısından oldukça önemlidir.

Çiftlerin, çocuk sahibi olması ile birlikte ailenin yaşam döngüsü yeni bir evreye girmektedir.

 

Çocuğun dünyaya gelişi ile aile yapısal değişime uğrayarak çiftler, karı koca ilişkisinden ana-baba rolü sorumluluğu üstlenerek iletişim ve rollerinde değişim yaşarlar.Çocuk ailede iletişimi etkileyerek ilgi ve dikkati kendi üzerinde toplar, bu değişim karı koca arasındaki iletişim ve etkileşimi etkilemektedir

            Ergenlik dönemi aile yaşam döngüsünün önemli aşamalarından birisidir. Ergenlik dönemi çocuğun bireyselleşme ve bağımsızlaşma arayışları içersinde ilişkilerindeki yoğunluğu, aile içersinden arkadaş çevresine doğru yönlendirdiği bir süreçtir.

Ergenlik döneminde çocuk için arkadaş grubu içersinde yer edinmek, arkadaşları tarafından onaylanmak önemlidir. Çocukta meydana gelen değişim, ebeveynleri ilişkilerinde sorunlara yol açabilir, ebeveynlerin müdahaleci tutumları arttırabilir.

Bu dönemde ergenle iletişim biçimi yeniden yapılandırmak, ergeni dinlemeye ve anlamaya dönük yaklaşımlar içersinde olmak ayrıca bağımsız karar alabilme yetisi ve özgüven duygusunu geliştirecek yaklaşımlarda olma sorumluluğu ebeveynlere düşmektedir.

                                                                                               Fatih Kılıçarslan

                                                                                                        Sosyal Hizmet Uzmanı